18 Ocak 2013 Cuma
13 Ocak 2013 Pazar
yağmur.
Özlemek mi daha kötü yoksa tek başına ıslanmak mı diye düşündüm şemsiyemin altında. Çok özleyip sarılamamanın daha kötü olduğunu fark edip şemsiyemi daha sıkı tuttum.
Bu kadar acımasız olmasaydı zaman, ben de bu kadar bencil olmazdım. Hiçbir şeyini paylaşmak istemeyen küçük çocuklar gibiyim. Elimden gelse sana bile etiket yapıştırırdım sevgilim. "benim" yazardım, kocaman hemde. Kocaman etiketle nasıl gözükeceğini hayal ederken bi araba su sıçrattı. Söylenip kendime geldim.
Markette apartmana girip çıkarken çokça gördüğüm yaşlı teyzeyi gördüm. Gülümsedim, selam verdim. Kibar günümdeydim. Güzel bir gün olmasına söz de vermiştim üstelik. Teyze bana cevap vermedi. Sonra düşündüm. Belki bu senin de başına çokça gelen birşeydi. Selam verdiğinde sana cevap vermeyen insanlar. Yolda yürürken yanından geçenler, otobüste yanında oturanlar. İçimden çok kızdım onlara.
Ben yolda senin yanında yürümek isterdim. Otobüste yanında otursam keşke.. Onlar kıymetini bilmiyorlar ki. Sıradan bir günü seninle yaşamak isterken, seninle günlerini geçirip farkında olmayan insanlar var. Çok kızdım. Cezalandırmalıyım onları. Ne yapsam ki...
6 Ocak 2013 Pazar
Çok güzel günler geçirdim
Yazmak mı daha kolay yoksa yazmamak mı bilmiyorum.
"Çok güzel günler geçirdim." belki de son haftalarımı özetleyebilecek en kısa ve en doğru cümle. Gecem gündüzüm karışmıştı birbirine.
Bir anı üstünden çok zaman geçtikten sonra bile aynı canlılıkla hatırlamak istiyorsanız; o anı tüm duyularınızla yaşayın. Ben öyle yapıyorum. Sanki tüm dikkatimle orda değilmişim gibi düşünüyorlar belki; ama aslında tam tersi.
Bir öpüşmede, bir yandan televizyonda çalan şarkı, bir yanda kokusu, bir yanda midemde kelebekler ve bir yanda teni varken aslında ben tamamen ordayım. Evet evet, koklayarak öpmek diye bir şey varmış. Ve bu çok daha özel birşey.
Çok güzel günler geçirdim. Bazı anlarda dinlemiyordum bile belki. Söylenecek kelimelerdense, oluşacak mimikler daha kalıcı olacak diye düşündüm. Sözler uçup gitse bile nice zaman sonra, yüzün aldığı ,o kontrol edilemeyen sıcak ifadeler, mimikler hep hatırlanacak.
Mesela ben gülümsemeyi özlerim en çok. Kurulan cümleleri değil.
Çok güzel günler geçirdim. Bu çok güzel günlerde, tek başıma olduğumda hiçbir zaman elde edemeyeceğim güzel anlarım oldu. Ama hafıza acımasız; ya günü kabaca çok güzel olarak hatırlayacak yada çok güzel gündeki çok güzel anları. Hafızama rağmen, şimdi şunu söylemek istiyorum: Günlerim her dakikasıyla güzeldi.
Günler azaldı zamanla. Yine yiyip bitirdik günleri. "Rüyalar hayatın tesellisidir." diye okumuştum. Ben günlerce rüyalarımı hayatımın içinde gördüm. Ve bu insanı çok şanslı hissettiriyor. İşte bu yüzdendi, dolmuşların hep vaktinde gelmesi, hiç bir yere geç kalmamamız ve her şeyin tam istediğimiz gibi olması. Şanslıydım.
Ve sonra, bitti çok güzel günlerim. Merhaba çoğu zaman güzel bile olmayan günler.
Böyle olmasaydı diye düşünüyorum çoğu zaman. Eksikliğin içimdeki hüznü, belki ilerde öyle olur hayalleriyle eriyip gidiyor. Bilmiyorum ne olacak. Ama inanmak istiyor insan, zamanla kaybolmayacağına.
"Çok güzel günler geçirdim." belki de son haftalarımı özetleyebilecek en kısa ve en doğru cümle. Gecem gündüzüm karışmıştı birbirine.
Bir anı üstünden çok zaman geçtikten sonra bile aynı canlılıkla hatırlamak istiyorsanız; o anı tüm duyularınızla yaşayın. Ben öyle yapıyorum. Sanki tüm dikkatimle orda değilmişim gibi düşünüyorlar belki; ama aslında tam tersi.
Bir öpüşmede, bir yandan televizyonda çalan şarkı, bir yanda kokusu, bir yanda midemde kelebekler ve bir yanda teni varken aslında ben tamamen ordayım. Evet evet, koklayarak öpmek diye bir şey varmış. Ve bu çok daha özel birşey.
Çok güzel günler geçirdim. Bazı anlarda dinlemiyordum bile belki. Söylenecek kelimelerdense, oluşacak mimikler daha kalıcı olacak diye düşündüm. Sözler uçup gitse bile nice zaman sonra, yüzün aldığı ,o kontrol edilemeyen sıcak ifadeler, mimikler hep hatırlanacak.
Mesela ben gülümsemeyi özlerim en çok. Kurulan cümleleri değil.
Çok güzel günler geçirdim. Bu çok güzel günlerde, tek başıma olduğumda hiçbir zaman elde edemeyeceğim güzel anlarım oldu. Ama hafıza acımasız; ya günü kabaca çok güzel olarak hatırlayacak yada çok güzel gündeki çok güzel anları. Hafızama rağmen, şimdi şunu söylemek istiyorum: Günlerim her dakikasıyla güzeldi.
Günler azaldı zamanla. Yine yiyip bitirdik günleri. "Rüyalar hayatın tesellisidir." diye okumuştum. Ben günlerce rüyalarımı hayatımın içinde gördüm. Ve bu insanı çok şanslı hissettiriyor. İşte bu yüzdendi, dolmuşların hep vaktinde gelmesi, hiç bir yere geç kalmamamız ve her şeyin tam istediğimiz gibi olması. Şanslıydım.
Ve sonra, bitti çok güzel günlerim. Merhaba çoğu zaman güzel bile olmayan günler.
Böyle olmasaydı diye düşünüyorum çoğu zaman. Eksikliğin içimdeki hüznü, belki ilerde öyle olur hayalleriyle eriyip gidiyor. Bilmiyorum ne olacak. Ama inanmak istiyor insan, zamanla kaybolmayacağına.
10 Aralık 2012 Pazartesi
gaza gel!
Elastik çalışırken, "bu sınavın yüzdesi kaçmış yahu" diye meraklanıp bölümün sitesinde buldum kendimi.
Sayfada, sınav yüzdesine bakarken hocanın bıraktığı alıntıyı paylaşmak istedim.
Demiş ki:
We grow up thinking that the best answer is in someone else's
brain. Much of our education is an elaborate game of "guess
what's in the teacher's head?" What the world really needs to
know right now is what kind of dreams and ideas are in your head.
Roger von Oech
Sayfada, sınav yüzdesine bakarken hocanın bıraktığı alıntıyı paylaşmak istedim.
Demiş ki:
We grow up thinking that the best answer is in someone else's
brain. Much of our education is an elaborate game of "guess
what's in the teacher's head?" What the world really needs to
know right now is what kind of dreams and ideas are in your head.
Roger von Oech
2 Aralık 2012 Pazar
alıntı:
Şu an sadece sarılmaya ihtiyacım var,” dedim ona. “İnsanlık kadar eski olan bu hareket, iki vücudun kavuşmasından çok daha fazlasını ifade eder.
Sarılmanın anlamı şudur ; Senden bir tehlike sezmiyorum, yanında olmaktan korkmuyorum, rahatlayabilir, kendimi yuvamda hissedebilirim, beni koruyan ve anlayan birisi var. Bizde birine her isteyerek sarıldığımızda ömrümüzün bir gün uzadığına inanılır. Lütfen şimdi sarıl bana…
— Paulo Coelho
1 Aralık 2012 Cumartesi
O kadar üşeniyorum ki...
Yıkadığım bulaşıkları, raflarına yerleştirmeye üşeniyorum. Bulaşıklıkta yıkanmışlar biriksin de istemiyorum. Ve belki de sırf bu yüzden üç haftadır aynı tabaklarla yemek yiyorum.
Ve sonra düşünüyorum. Belki de hayatın monotonluğuna kızmamam lazım. Ben ve tabaklarım, bunu bana yapıyoruz.
Ve sonra düşünüyorum. Belki de hayatın monotonluğuna kızmamam lazım. Ben ve tabaklarım, bunu bana yapıyoruz.
alıntılar:
"Bir zahmet üstüne alınabilirsin: Özledim."
-Nazım Hikmet
"Seni görmek istiyordum kısacası. İnsan görmekle bile bazı şeylerin ağırlığına dayanabilir, avunabilir, hayal kurmaya devam edebilir."
- Oğuz Atay
- Oğuz Atay
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
