9 Ekim 2013 Çarşamba

♫♪♫♪♪♫♪♫

Hikayem

29 Haziran'da başlayan çok şirin bir hikayem var benim.

Sabahın 7sinde Adana'da başlayan yolculuk İstanbul'da kısa bi molayla beni Münih'e ulaştırdı. Ve Münih... Yeşillerle dolu güzel bir şehir.
Bavullarla yurduma gittiğimde şaşkınlık gözyaşlarımı tutamadım. Alışkın olmadığım koşullarda yaşayacağım koca bir yaz pis bir odanın içinde duruyordu karşımda. Temizlenince bayağı da sevimli oldu ama.
Sonra stajım başladı. Bu sefer alışkın olmadığım bir çalışma temposu duruyordu karşımda. Güzeldi, çabucak alıştım... Öğrenmekle geçti hep.
Tüm bu alışma süreçlerinden sonra karşımda tüm ihtişamıyla Münih bekliyordu beni. Yaşanılır mı, evet! Hele bi de sevdiğinle...
Parklarıyla, küçük sokaklarda saklanmış küçük barlarıyla keşfettik Münih'i. Şehir manzaralarıyla en güzel kahveyi içtik belki... Ve her biergarten bir öncekinden güzel olmaya yemin etmişti sanki.
Yolculuklara da çıktık ama. Bavyera'nın yeşiliyle, Kara Ormanlar'ın ürkütücü harikalığıyla daha fazla anı toplamak üzere dağları ardımızda bıraktık. Her yolculuk kendi hikayesine sahip olsa da ortak bir özellikleri vardı ki hepsi güzel, hepsi eşsiz ve hepsi bizimle doluydu.
Eylülle başlayan sonbahar daha fazla hüzün getirdi bu sefer. Dönecek olmanın bilinci, başımı her yastığa koyduğumda bir rüyamı aldı benden. Durdurmaya çalıştım günleri ama tek yaptığım daha çok hissetmekti dönecek olduğumu. Toplanan eşyalarla, bavula konulan anılarla eylülü bitirdik.
Ve ekim... Doğum günü neşesi getirmek yerine 'bak gidiyorsun artık' diyen koca bi pankartı verdi bana. Doğum günümü düşününce çok güzeldi, evet. Ama ordan uzaklaşıp ekim ayıma bakarsam doğum günüm aslında Almanya'da sevgilimle yaşadığım sondan üçüncü gündü. Hepsi bu.

Hani radyoyu açtığında sevdiğin bir şarkı çıkarsa hemen biter ya... Ya da arkadaşlarınla geçireceğin bir saatin varsa... Tıpkı bunlar gibi sadece üç ayın varsa o da hemen biter.
Ama olsun bir hikaye yaratacak kadar anı biriktirdim sevdiğimle. Mutlu sonla bitmedi ama daha yazacak çok sayfam var zaten.

11 Temmuz 2013 Perşembe

Yazmayalı oldu bayağı. Şimdi de kendimi nereden anlatmaya başlasam bilmiyorum.

Evet yazmayalı oldu bayağı ve bu yazılmayan günlerde ülkemiz yıkıldı, hala yeniden yapılıyor. Ama ben ülkede olanları değil de sadece bana olanları anlatacak kadar bencilim bu aralar...


26 Nisan 2013 Cuma

gurur duydum


  
Hacettepe Üniversitesi dünyanın en büyük DNA Sarmalı'nı oluşturarak Guinness Dünya Rekoru kırmış.

21 Nisan 2013 Pazar

unexpected journey

Çok beklenmedik gelişti Los Angeles yolculuğum. Fazla eğlenip gezemedim açıkçası ama güzel bir ortamdı. Uluslararası boyutta okulu temsil etmenin mutluluğu ve çok daha fazla gururu hep yanımdaydı.
Eğlenip gezmekten tek beklentim, sokaklarda dolaşıp fotoğraf çekebilmek, Hollwood'a gidebilmek ne bileyim kolay kolay elde edemeyeceğim deneyimler kazanmaktı. (Son gece kaldığım yerdeki korkum aslında kolay kolay elde edemeyeceğim bir deneyim sayılabilir.)
Los Angeles havaalanında bavulumu emanet alabilecek biryer olmamasıyla son gündüzümü de çöpe attım. Bir türlü wirelessa bile bağlanamadığım saçma yerde, kaç saat uyudum bilmiyorum. Ama ödülümü uçağa binince aldım. 
 
Alkoller ücretsizdi! Şaka yapıyorum bu değil :p Bu şehrin sokaklarında akşam dolaşmak gerektiğini acı bi şekilde gördüm. Daha önce gece uçaklarına (red eye flight) bindim. Ama ben yukarıdan bu kadar harika ve büyüleyici bir şehir görmemiştim! Son anda tüm güzelliğini sermişti bana Los Angeles.

İçerisinde Universal Studios, Hollywood, Walk of Fame, bi dolu Boeing fabrikası, Long Beach'le başlayan büyüleyici sahil yolu, 6 Flalgs, bi dolu outlet içeren büyüleyici manzaralı şehir... 10yıllık vizem dolmadan en az bi kez daha gelirim ben!

Not: Başlığı Amerika'ya gittiğim için değil, Hobbit'ten alıntı yapmak için İngilizce yazdım.